12/9/2007 -Kategori: Siir
Yeni bir site var. adresi www.calisankadinlar.com
Çalışan kadınlar kendinizi, yaşadıklarınızı ve sorunlarınızı bu sitede bulabilir e paylaşabilirsiniz..
Editörü SENEM ÖZDEK çok canayakın ve sorunları dinleyen, maillere olabildiğince cevap veren bir Kadınlardan yana bir İş Kadını.
Aşağıda alıntıladığım konudanda anlayacağınız gibi İşKAdını Kadınlardan paylaşım bekliyor.


KADIN OLMAK YA DA OLMAMAK
"Olmak ya da olmamak, işte asıl mesele bu! Gözü dönmüş talihin sapanına, oklarına için için kapanmak mı daha soylu, yoksa bir dertler denizine karşı silaha sarılıp son vermek mi onlara? " W.Shakspeare - Hamlet .
Kadın olmak ya da olmamak işte asıl mesele bence bu Belki de insan olmak ya da olamamak işte asıl mesele budur ne dersiniz?
Yaşam koşullarının hepimiz için zorlaştığı günümüz dünyasında, var olabilmek, değişimi takip edebilmek ve değişimin hızına yetişebilmek, işimizde daha iyi olabilmek için fark yaratabilmek, ailemiz ve çevremiz için artı değerler oluşturabilmek, sanırım erkek kadın ayrımı yapmaksızın tüm insanoğlu için gerçekten çok zor, özellikle içinde bulunduğumuz yüzyılda Ancak bir kadın olarak taraflı davranacağım ve özellikle gerek sosyal yaşamda gerekse iş hayatında, kadınların karşılaştıkları zorlukların, daha fazla olduğunu ve Shakspeare’in ifade ettiği gibi, dertler denizinde soylu davranış sergilemek için mücadele ederken, kadınların toplum tarafından içine kapanmak zorunda bırakıldığını itiraf etmek zorunda kalacağım.
Üstelik 21.yüzyılda halen, cinsiyet ayrımcılığının yapılması ve bunun sonucu olarak çalışan kadınların aynı işi yapan erkeklerden daha az kazanması; çalışan annelerin halen birçok şirkette kariyerlerine devam konusunda ve diğer hakları noktasında çeşitli sorunlarla mücadele etmek zorunda bırakılması ve en vahimi ise halen ülkemizin bazı yörelerinde kız çocuklarının okula gönderilmemesi ise son derece düşündürücüdür.
Diğer yandan kadınların kayıt dışı olarak çalıştırılması ve bu işlerdeki ücretlerin düşüklüğü, sosyal güvencenin olmaması, örgütsüzlük ve denetlenme eksikliği, bunun yanında karar mekanizmalarında yetersiz temsil edilme, cinsel taciz gibi daha birçok üzücü ve düşündürücü durumları da kaleme almak mümkündür.
En hazmedemediğim ve içime sindiremediğim sorunlarımızdan biri de, kadının kadını istismar etmesi ve iş hayatındaki olumsuz rekabet ile özel hayatımızdaki birbirimizle yaşadığımız o anlamsız ezeli rekabetimizdir.
İşte sitemizin, paylaşım alanımızın asıl çıkış noktası da budur. Daha ilk yazımda, bu kadar olumsuz durumu resmetmek aslında pek hoşuma giden bir durum olmasa da, mevcut durumumuzu masaya yatırmadan ve gerçekçi sorunlar üzerinde tespitler yapmadan yola çıkmak istemedim. O nedenle lütfen beni mazur görünüz.
Bugün, internetteki herhangi bir arama motorunda kadın yazdığınızda, kadınların en önemli sorunlarının selülitleri, silikonları, botoksları, kiloları ya da nasıl manken ölçülerinde olunacağı gibi son derece komik ve kadını bir meta şekline getirmiş anlayışın ürünleriyle karşılaşırsınız.
İşte www.calisankadinlar.com bu mevcut duruma karşı bir haykırıştır.
Sizlerin de desteğiyle,
- Kadınların gerek iş hayatında gerekse sosyal hayatta karşılaştığı gerçek sorunlara alternatif çözümler üretebileceğimiz,
- Kariyerlerimize nasıl yön vereceğimize dair tüyolar alabileceğimiz,
- Mesleki yaşantımıza artı değer katabileceğimiz ve çevremizi geliştirebileceğimiz,
- Aile ve iş hayatındaki dengeyi nasıl kurabileceğimize dair birbirimizin tecrübelerinden faydalanabileceğimiz
bir bilgi paylaşım alanı oluşturmayı hedeflemekteyiz.
Düşünüyorum öyleyse varım felsefesinden yola çıkarak, kadınım öyleyse sorunluyum demek yerine, kadınım öyleyse sorumluyum diye düşünen tüm kadınları sitemize bekliyoruz.
Bundan böyle çalışankadınlar.com’da, kadının kadına destek olduğu, kadın kadına dayanışmanın yaşatıldığı ortak paylaşım alanımızda düşünerek, konuşarak ve çözümler geliştirerek sizlerle birlikte olmak isteyen bir iş cadısı ortağınız olacak. Ancak bu ortak sayısı eminim her geçen gün aynı idealleri paylaşan kadınlarla artacaktır.
Nihayetinde çalışankadınlar.com’un fikir annesi tek bir kişi olmasına rağmen, bu ortak alanı hep birlikte yaşatacak ve hedeflerimize hep birlikte hayat vereceğiz.
Hepinize hoş geldiniz diyorum ve sizi paylaşım alanımızla baş başa bırakıyorum.
Fikirlerinizi bekleyen işcadınız…
SENEM ÖZDEK
senemozdek@calisankadinlar.com
5/5/2007 -Kategori: Siir
Merhabalar şiir ve Nazım Hikmet Tutkunu Olarak Size Nazım Hikmet Ran ın kendi sesinden şiirlerinin olduğu sitenin adresini veriyorum. http://66.102.9.104/search?q=cache:UCjx7nhdsxIJ:www.siirgen.org/siir/n/nazim_hikmet/index.html+naz%C4%B1m+Hikmet+%C3%96l%C3%BCm+ya%C5%9Fam+orada+%C5%9Fiirleri&hl=tr&ct=clnk&cd=1
Ben onun öldüğü gün doğmuşum. Yeri o nedenle ayrı bende
Ben bir insan,
ben bir Türk şairi Nazım Hikmet
ben tepeden tırnağa insan
tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibaret...
Ben hem kendimden bahseden şiirler yazmak istiyorum,
hem bir tek insana, hem milyonlara seslenen şiirler.
Hem bir tek elmadan, hem süpürülen topraktan, hem
zindandan dönen insan ruhundan, hem kitlelerin
daha güzel günler için savaşından, hem bir tek
insanın sevda kederlerinden bahseden şiirler yazmak
istiyorum, hem ölüm korkusundan, hem ölümden korkmamaktan
bahseden şiirler yazmak istiyorum.
Nâzım Hikmet
3/5/2007 -Kategori: Siir
MEHMET BOZKURT ESENYEL Annemin amcasının oğlu. Biz dayı diyorduk. Sarışın olduğu için yatılı okulda arkadaşları ve öğretmenleri ona Bozkurt adını koymuşlar. annemlerin yanında geçen çocukluk yıllarından sonra yatılı okullarda geçen öğrenim yılları ve memuriyeti nedeniyle Anadolu illeri, ilçelerinde geçen ömür. bu ömrü İstanbul Etiler de Emekli Sandığı Yaşlı Dinlenme evinde geçirdiği 2 yıldan sonra 23 Nisan 2005 te sona erdi. Ama şiirleriyle, şiirseverlerce ölümsüzleşti. Onu, şiirlerini sizlerle paylaşmak istedim..
26 Mart
Oy Meriç'im, oy Meriç'im
Ne akıyon bozbulanık?
Yine gamla doldu içim
Senin de mi bağrın yanık?
Düşman eli değdi bugün
Benim temiz soyuma oy!
Yirmialtı martı düşün,
Düşman çöktü kıyıma oy!
Tunca'm yine derdin büyük
Öksüz müsün boynun bükük?
Eski derdim deşildi oy!
Bağrıma taş basıldı oy!
Nazlı gelin, şirin Ardam
Yine bugün yaralısın.
Yaraşmıyor sana hiç gam,
Ağlatıyor beni yasın.
Gözüm yaşla doldu benim,
İnilderim inim inim
Suyum paktı, kirlettiler
İnlemezdim inlettiler
Duvağımı yırttı düşman
Ben bir nazlı gelin iken.
O günleri düşün bir an,
Çiçeklerim oldu diken
İy'olur mu el yarası
Unutulmaz hatırası
O karanlık acı günün
Var içimde bir yarası
Aşık Mehmet ağlamaktan
Usanmıştır ey üç kardeş!
Bu gün bizim aziz vatan
Olmalıyız neşeye eş.
* Edirne'nin kara günü
Acilara Tutsak
Neden bu yaşam böyle
Soguk kuru buruk?
Neden gecem, gündüzüm bir,
Işiklar.. kopuk kopuk?
Içimdeki bu hiçlik
Uzar da gider, uzar da gider.
Yaşamak istiyorum bir sevmelik
Bu kadari bana yeter.
Mutsuzlugun karanlik yollarinda kör,
Zaman gerçegine tutsak olmuşum.
Yenik düştüm acilarima durdu asansör
- Dört duvar arasinda -
Kendime yasak olmuşum.
Umutlarimi yiyorum
Işiksiz, neş'esiz, tedirgin.
Ve ben yalnizligimda tek.
Acilar sonsuz, acilar geniş, acilar zengin.
Zaman gerçegine tutsak olmuşum,
Kendime kendim yasak olmuşum.
Aciya Tutsak
Bülbülün nagmesi feryada benzer
Bir gönül aciya tutsak olunca.
Güneşin renginde karanlik sezer
Bir gönül aciya tutsak olunca.
Bir çiçek koparsan eline batar,
Güneşler yüzüne siyah tül atar,
Neşeyi pazarda bedava satar
Bir gönül aciya tutsak olunca.
Insanin gençligi bahara benzer,
Mutluluk eriyen bir kar-a benzer,
Didar-i istirap bir yar-a benzer
Bir gönül aciya tutsak olunca.
Aç Çocuk
Anneciğim üşüyorum...
Yağmur içime yağıyor
Kapat şu pencereyi.
Karnımda çok ayaklı bir hayvan
Kemiriyor kemiğimi etimi
Yavaş, yavaş...
Ne pişmez şeymiş, şu ateşteki aş.
Gel anne gel bak
Dışarda ben kadar bir çocuk.
Ne güzel paltosu var,
Ayağında cici papuçları
Değil çıplak.
Anne!
Benim paltom, ayakkabım
Ne zaman olacak?
Anne beni duydun değil mi
Anne! anne! bir şey, birşey var içimde
Parçalıyor midemi.
Anne acıktım!
İnan ki yiyeceğim onu da
Doyursa beni
Şu kara bahtım
Afrika'da çocuklar açlıktan
ölüyormuş televizyonda gördüm
Bu şiiri yazdım.
Aglayan Melal
Bulutlar yeryüzüne melalim dökerken
Bütün hicranlariniz kalbe döktüm, sakladim.
Akşamlarin hüznünü durgun sular emerken
Bir yetim sonbaharin sinesinde agladim.
Bir tanidik çehre yok yurdumun garibiyim;
Ne baharlar dost bana, ne teselli elverir.
Gündüzlere yabanci, gecenin sahibiyim;
Benim öksüz yaşamim melal içinde erir.
Gülerken agliyorum, öz yurdumda yalnizim,
Uyuturum koynumda geceyi yavrum gibi.
Bana da ninni söyler dinmeyen engin sizim
Budur öksüz ruhumun mutluluktan nasibi.
Eşini kaybeden kuş dönerken yuvasina
Koyarim istirabin dizlerine başimi.
Bürünür garip gönlüm tükenmeyen yasina,
Uyurum dinleyerek ben de aglayişimi.
Akşam Olunca
Akşam olunca,
Sarinca yüregimi gariplik.
Bir şeyler çekilir içimden
Iplik iplik...
Istesem de aglayamam,
Kahrolsun kahrolsun
Böyle erkeklik.
Şarap gelir aklima
Içmek isterim.
Yok cebimde bir beşlik.
Anilar yetişir imdadima
Hayallerde yitik.
Dokur yeniden beni
Mekik mekik.
Istesem de aglayamam
Kahrolsun kahrolsun
Böyle erkeklik.
Akşam Vakti
Gurbet elde akşam vakti
Daha fazla duyar insan.
Gurbetin hüznünü bu an
Gurbet elde akşam vakti.
Hayal uzanir silaya
Bir gölgenin peşi sira.
Talih ezelden kara,
Kanamadik aglamaya.
Insan evini hatirlar
Bir iki göz olsa bile.
Mektuptaki boş satirlar
Avuntu olmuyor nafile.
Göz nemlenir birden bu an,
Gelir akla aşkin ilki.
Ve aglayabilse insan
Bir hoş olur güler belki.
Akşamin hüznünü emer
Çeşmelerden akan su,
Içli bir türkü söyler
Dalda kumrunun huhusu.
Gurbet elde akşam vakti
Gönül aglar gurbet aglar,
Neşe aglar, hasret aglar
Gurbet elde akşam vakti.
Ankara Otobüsleri
Otobüsler insan taşır
Dert taşır, gam taşır.
Öpesim gelir çileli şoförleri.
Benden sana selam taşır,
Dizilirler arka arkaya
Yenimahalle-Kızılay-Çankaya,
Hele bir kısmı var ki
Giderler Karşıyaka’ya
Kıskanırım bunları.
Seni taşırlar kucaklarında, doya, doya.
Geçerler İvedik’ten
Selam yollarım sana yavrum
Sessiz, sedasız... Yürekten.
Dururlar sizin evin önünde
Seni indirirler, seni bindirirler
Benim bedbahtlığımca
Mutlu otobüsler.
Dert taşır, gam taşır
Ankara otobüsleri.
İvedik’ten her geçişte
Benden sana, selam taşir
Antalya
Burdur’a dedik elveda
Otobüs sarsıla, sarsıla çıktı yola.
Virajla kıvrım kıvrım
Gurbete uzayan yollar gibi.
Sağ tarafta çamlı dağlar
Sol yanımız derin bir uçurum.
Ölüm, dirim arasında ilerliyorduk.
Bucaktan geçtik
Garip öldüren-suyundan içtik
Ama ölmedik.
Antalya göründü uzaktan
İnince kepezden.
Sevgilinin saçlarına değmişçesine
Sarhoş eden bir rüzgar
Geliverdi denizden.
Antalya’nın yolları asfalt
Pırıl pırıl, temiz mi temiz
Bir kadın sinesi gibi.
Denizin dibi
Belkıs'ın rüyalarını aksettirmede,
Güneşin ışıkları,
Dalgaları kıvrım kıvrım
Dansettirmede.
Portakal, limon okaliptüs
Kokuları içime sinince;
Sen Antalya’yı git gör
Yağmur dinince.
Limonata gibi bir hava
Hem de bedava.
Ölmek istersin hemen
Zevkini duymak için
Aşkın doya doya...
Böyle bir diyar Antalya.
Mehmet,
Boşa zahmet
Antalya'ya şiir yazmak
Senin harcın değildir
Çünkü Antalya
Kendisi bir şiirdir.
Ardindan
Mesafeler tükendi, kalbi durdu zamanin,
Sonsuzluklar agliyor-eyvah tükendim diye.
O muhteşem gururun esir oldu sevgiye,
Hala rengi gözümde seviştigimiz anin.
Denizler katre oldu, içime doldu sanki,
Yildizlar yüz sürüyor gezip bastigin yere.
Senenin dört mevsimi etrafinda çepçevre,
Hala rüzgarlar beste saçlarinda inan ki.
Ümitlerim yumuşak nisan sabahi gibi
Açilmadi; dalinda hala o gül tomurcuk.
Ben hala gözlerini gökte arayan çocuk
Ve hala bekliyorum gelmiyecek nasibi.
Hala güneşte o renk, hala agaçlar yeşil
Koparmadigimiz meyva hala agaçta.
Hala kuzular meler o çiçekli yamaçta
Sen nerdesin bir içmem mezarin belli degil..
Farkedemiyorum hiç kara kişla bahari
Hala kulaklarimda o muhteşem çagiriş.
Bulabilsem; dünyayi gezerek kariş kariş
Kible yapsam kendime seni alan mezari.
Aşkin Eseri
Sesini duyuran feryat olayim,
Daglari deleyim, ferhat olayim.
Elinden çektigim yetmez mi canan?
Aç artik gönlünü azat olayim.
Kalmadi kalbimin yanmadik yeri
Sanci baglandigim o günden beri.
Sevenler görsünler işte sonunda
Bir yigin et, kemik aşkin eseri.
Atamam
Vefalı Eşime
Onda sevgi ve özlem, onda aşktan bin yara.
Atamam ben kalbimi atamam sokaklara.
Sözüm geçmese bile saçımdaki aklara,
Son umudum da bitse dalsam karanlıklara
Atamam ben kalbimi atamam sokaklara.
Bitmeyen çilelerim tatlı azabım onda,
Beraberce ağladık, güldük gecekonduda.
Nasıl terkederim ben onu yolun sonunda
Gücüm var tırmanırım geceden şafaklara
Atamam ben kalbimi atamam sokaklara.
Soframızda her akşam katık ettik bin derdi,
Her mevsim aşk rüzgarı ondan bana eserdi.
Ayaklarım güçsüzken o bana omuz verdi.
Var olmaktan sıyrılıp karışsam da yoklara
Atamam ben kalbimi atamam sokaklara.
Elli yıldır yaşamda beraberce yol aldık,
Geceleri sabaha mısralarla bağladık.
Sevginin sofrasında yiyemedik aç kaldık.
Buna rağmen kıskanmam, gıpta etmem toklara
Atamam ben kalbimi atamam sokaklara.
Bir kadehi bölüştük bir dilim ekmek gibi,
Tek yazgıya çizilmiş ikimizin nasibi,
O benim can yoldaşım, ben onun tek sahibi.
Aynı güzeli sevdik, ikimizin bu yara
Atamam ben kalbimi atamam sokaklara.
Mutluluk kadehini sunmadı bize yaşam,
Gözyaşımızı içtik tek kadehte her akşam,
Aşktan yana ikimiz, ikimiz de sırsıklam
Şarkımızı okuduk gece karanlıklara
Atamam ben kalbimi atamam sokaklara.
Bu iki garip aşık işte böyle yaşadı;
Biri kırık kaldı hep, birinin şair adı.
Yar elleri yerine bizi acı okşadı.
Ölümedek kanasa ikimizin bu yara
Atamam ben kalbimi atamam sokaklara.
* Şiir "Selçuk Alagöz" tarafından bestelenmiş;
"Selçuk-Rana Alagöz" tarafından kayda alınmıştır.
Atatürk
Karanlık gecelerde parlayan yıldızımız
Aydınlattığın yolda bitmeyecek hızımız,
Senin ilkelerinle, aktır alınyazımız.
Sana bitmeyen şükran, bugün dünden de büyük
Yolumuzun güneşi sensin ulu Atatürk.
Senin emrinle erdik bu uygarlık çağına,
Seni yazdık vatanın her karış toprağına,
Devrimin ulaşacak ölmezlik kucağına.
Sana bitmeyen şükran, bugün dünden de büyük
Yolumuzun güneşi sensin ulu Atatürk.
Türküm diyen çok mutlu, eserinle dopdolu,
Yürüyoruz dipdiri, sen gösterdin bu yolu,
Bir çizgiye getirdik düz ettik sağı-solu.
Sana bitmeyen şükran, bugün dünden de büyük
Yolumuzun güneşi sensin ulu Atatürk.
Seni okur yazarlar, okullarda çocuklar,
Üzmesin hiç ruhunu sapıtanlar, sapıklar,
Mehmetçik hazırolda, bak bitişik topuklar.
Sana bitmeyen şükran, bugün dünden de büyük
Yolumuzun güneşi sensin ulu Atatürk.
Anadolumda sabah, sen batmayan güneşim,
Mutluluğum seninle, özgürlük benim eşim
Yaktın onu ruhumda, sönmiyecek ateşim.
Sana bitmeyen şükran, bugün dünden de büyük
Yolumuzun güneşi sensin ulu Atatürk.
Edirne’den selamlar, Ardahan’dan selamlar,
Çanakkale’den, Van’dan, tüm vatandan selamlar,
Damarında dolaşan, asil kandan selamlar.
Sana bitmeyen şükran, bugün dünden de büyük
Yolumuzun güneşi sensin ulu Atatürk.
Bahar
Hayati sevmeyi ögretir bize
Yeşil buseli bahar
Zevk sarhoşu çiçekler,
Mavi sema.
Ufuklara yol aldi gemimiz
Teselli yüklü
Ümitten dokunmuş bayraklar serende
Küçüklü, büyüklü.
Dalgalar
Sahilleri öper, kucaklar,
Martilar
Aşki taşir gagalarinda,
Beklemeden geldi bahar
Sen gelmedin hala.
Gözlerinin rengini getirdi bana
Seyrettim doyuncaya kadar...
Beklemeden geldi bahar.
Bana Karamsarsin Diyorlar Nasil Olmayayim
Ulug Turanlioglu’na
Çekmedigim çileyi yazmadim bu güne dek,
Özlemleri büyüttüm bahçemde çiçek çiçek,
Ari çiçek olmasa, nasil olur bal petek?
Çekmedigim çileyi yazmadim bugüne dek.
Yalnizligima dokunma birak özgürce büyüsün,
Sicaklarda kavrulsun, ayazlarda üşüsün,
Isterse aşkimdan da daha büyük görünsün
Çekmedigim çileyi yazmadim bugüne dek.
Karamsarsin diyorlar, nikbin olsaydim keşke
Yar olmadi hiç kimse bana derdimden başka.
Nasil şiir yazilir başka türlü bu aşka?
Çekmedigim çileyi yazmadim bugüne dek.
Bin dert ile yogruldum, kederimle yaşadim,
Yazin sicakta yandim, kişin karda üşüdüm,
Yarin saçini degil yalnizligimi okşadim.
Çekmedigim çileyi yazmadim bugüne dek.
O kadar muhtacim ki bir sevgiye bu anda
Bir dost gelecek diye gözlerim hep kapida.
Dört duvardan ibaret bu dört köşe dünyamda
Çekmedigim çileyi yazmadim bugüne dek.
Başim
Yeter içime aktigin
Biraz da dişa dökül gözyaşim.
Kalk istirabin dizlerinden
Biraz da dik dur özgür ol başim!
Sayende bir olsun içim dişim,
Kipirdan çek resti felege.
Kahkahalar da bogulsun
Benim de aglayişim.
Yaz kadar, sicak olsun kişim
Nüfus kütügünde
Yazildiginca, bilinsin ki
Ben de vatandaşim.
A benim içi boş
Boynu bükük
Zavalli başim
Benim Dünyam
Hasret kokulu veda,
Arzu dallarda çiçek
Kalplerde güler sevda;
Aşk vuslatı öpecek.
El açık göğe doğru,
Dudaklar bir duada.
Gönül bekler huzuru,
Gecelere elveda.
Can çekişiyor keder
Parçalandı yalnızlık.
Tanrıdan geldi haber,
Benim dünyam aydınlık.
Beyaz Güvercin
Bir gün bir güvercin
Müjde getirecek,
Işik serpilecek dünyaya
Kanatlarindan.
Çimenler daha yeşil
Çiçekler daha güzel olacak.
Köy kizlari orak biçecek tarlada
Ve çocuklar yine
Çevirecek kir yolunda çemberini.
Beyaz güvercin
Beyaz güvercin
Getirdigi gün haberini.
Bilir Misin?
Bilir misin nedir, kanatsizlik kuşlara,
Son deminde hastaya ilaç,
Nasil özlem duyar, bir dilim ekmege
Aç..
Düşündün mü nedir umutsuzluk
Bitik insanlarin yaşantisinda.
Yolcuya bir yudum su
Çöl ortasinda.
Duydun mu nasil aglarmiş toprak
Yagmur öncesi?
Nasil terler yaprak sikintidan
Neden çözülmez kader bilmecesi?
Bilir misin nedir, vatan için bayrak,
Mefluç çocuk için sokak
Ve neler düşünür gece yarisi
Tutsak.
Bogazlandikça özgürlük meydanlarda
Hangi şarkilar söylenir buruk.
Çelik bileklerde nasil sikilir
Yumruk.
Bilir misin sen güneşi
Ve bilir misin sabah işiklari aktir.
Kanlar aksa da oluk oluk
Tarih akişinda mecrasini bulacaktir.
Bir Sevgiye Bin Ömür Yetmez
Günlerimiz hatıra
Gamla yandı bu gönül,
Talihin bahtı kara
Ömrümüz bir avuç kül.
Vuslata sevinmedik
Sonu yine ayrılık.
İçimizde dinmedik
Sızıdır bahtiyarlık.
Bülbül öter ve susar
Güle hasreti bitmez.
Sevmeye bir tane yar
Bin tane ömür yetmez.
Zamana köle olduk,
Kul olduk aşkımıza.
Zevki kederde bulduk
Başladık şarkımıza.
Saadeti kitapta
Okuduk kana kana;
Yine karlı hesapta
Hiç gelmeyen cihana.
İki kazma bir kürek
İşte yaşamın sonu.
Binbir çile çökerek
Bitirdik bu oyunu.
Böyle Demiştin
Hülyalar kadar ince,
Mehtaplar gibi parlak
Günler sona erince
Dedin ki aglayarak:
Bir bakiş kadar derin
Içimdeki melalim,
Senin yeşil gözlerin
Emelim istikbalim.
Kalbim bir neydir kirik
Besteleri hiçkirik
Öldürme ümidimi
Bitsin artik ayrilik
Bu Vatan
Kimisi can sever, kimisi canan
Benim de sevgilim bu yüce vatan.
Bu Vatan!
Çanakkale, Edirne
Ankara, Kars, Van
Bu Vatan!
Her zerresinde, hepimizden
Avuç, avuç kan.
Bu Vatan!
Bazan, Kars kalesinde bayrak olur,
Bazan, Edirne köprülerinde bir şarkı
Bazan Çanakkale’de bir destan.
Budur Vatan
Bülbül
Feryadin boşuna bülbül!
O sevgi demleri bir masal oldu.
Benimki unuttu, seninki soldu.
Seni destan destan yazdim sevdigim.
Sanma ki aşkindan bezdim sevdigim
Süs olsun diyerek beyaz gerdana
Gözümün yaşini dizdim sevdigim.
Kirilan gönüller tamir edilmez
Sen onu ker***ten duvar mi sandin
Rakiyi içene kiziyorum ben
Ne yazik her akşam siziyorum ben.
Aglamak neye yarar Gözde yaş olmayinca,
Bilinir mi bu hayat kalbe dert dolmayinca?
Cumhuriyet
Sen benim dünyamsın Cumhuriyet,
Sende ulusal mutluluk
Sende sonsuz hürriyet,
Seninle yüceldi devlet
Seninle vardır millet/ilelebet.
Seninle yaşamalı evren,
Seni yazmalı ozanlar mısralarında,
Seni söylemeli bütün şarkılar,
Seni bestelemeli piyanolar/tuşlarında.
Lacivert akşamlarda
Söylenirken istiklal marşım
Sen dolmalısın içinme/hüzün hüzün,
Doğmalı her sabah yurduma
Güneşlerce yüzün.
Seni konuşmalı milyonlarca insan
Kendi dillerinde,
Kendi bayrakları altında.
Sen oturmalısın tüm dünyada
Ulusların tahtında.
Seni taşımalı askerler
Bayrak bayrak ellerinde,
Sen açmalısın baharın güllerinde,
Sen süslemelisin çocukların rüyalarını,
Seni düşünerek sevmeli
İnsanlar yarını.
Senin gözlerinden doğmalı renkler,
Seni kıskanmalı çiçekler,
Senin şarkını söylemeli
Hudutları beklerken askerler.
Sensin Atamdan kalan
En büyük miras,
Seni içmeli çöldeki insanlar tas, tas.
Atatürkle var olduk, seninle yaşıyoruz,
50 milyon seninle bütünleşmiş
Hazırolda bekleyen, çelikleşmiş bir orduyuz..
Atatürk'üm sana şükran
Seninle dopdoluyum
Atatürk demek, cumhuriyet demek.
Türk demek, hürriyet demek.
Cumhuriyet, cumhuriyet, cumhuriyet
Seninle koyun koyuna yaşayacak
Bu millet, sonsuza dek.
Çekilmezdi
Seni sevmek bir tanem mutlu olmaya yeter
Bu sevdan çekilmezdi özlemin olmasaydi.
Dikenler arasinda pembe güller de biter
Bu sevdan çekilmezdi özlemin olmasaydi.
Gözlerimde her an sen, terkettim ben uykuyu,
Yele verdim uçurdum içimdeki arzuyu,
Seni sevdim yaşadim, inan ki ömür boyu
Bu sevdan çekilmezdi özlemin olmasaydi.
Içkiyi biraktim artik, içmeden de sarhoşum,
Seni sevdim seveli dönüp duruyor başim.
Ben hala genç sevdali, kemale erdi yaşim.
Bu sevdan çekilmezdi özlemin olmasaydi.
Dar Geçit
Bütün yollar tenha, geçitler dar,
Çirkin çirkin bakiyor yüzüme aynalar.
Açtim yaşanti kapisini ardina kadar...
Tek ziyaretçim, yalnizlik, kolunda rüzgar
Gençligim unutulan bir şarkidir artik.
Anilar beni aglatmaktan sanik.
Gökyüzü çizgi çizgi, baştan başa yirtik
Bütün yollar tenha, geçitler dar.
Gülmek istiyorum, birakmiyor anilarim.
Yoklugun ortasinda, yine de varim,
Umutlarim gibi sevgim de yarim
Çirkin çirkin bakiyor yüzüme aynalar.
Baharsiz, çiçeksiz olsan da yine gel,
Kirik bir misra olsan da güzelsin güzel.
Gel hayallerimle büyüyen, ey son emel
Açtim yaşanti kapisini ardina kadar.
Yaşlandikça muhtaçtir insan,
Susamişligi artiyor an be an.
Açik biraktigim kapidan, geliyor
Tek ziyaretçim, yalnizlik, kolunda rüzgar.
Davet
Başak saçlim benim ey lale gözlüm,
Gönülde taht kuran ezelden nazlim,
Bülbüle ders veren ey tatli sözlüm,
Gel artik bekletme son nefesteyim.
Avuntu vermiyor şu kirik sazim
Gittikçe büyüyor içimde sizim.
Alnima yazilmiş ey kara yazim
Gel artik bekletme son nefesteyim.
Hastayim yastiktan kalkmiyor başim,
Sönmüyor bir türlü gönül ateşim,
Son demim, ecelim, ey mezar taşim
Gel artik bekletme son nefesteyim.
Çiftligim, çubugum, harmanim benim,
Katlime yazilmiş fermanim benim.
Kalmadi takatim dermanim benim
Gel artik bekletme son nefesteyim.
Aşik Mehmet der ki: yalan bu dünya.
Her şeye dayanir gönül bir kaya.
Gelmeden azrail canim almaya
Gel artik bekletme son nefesteyim.
Deniz ve Sen
Denizi düşündüm
Seni hatirladim bir tanem.
Denizi çok severim bilirsin,
Sen de deniz gibisin.
Ikinizde de vefa dalga dalga
Merhamet köpük gibidir.
Aşkim denizler enginliginde olsun isterdim.
Denize benzedi aşkim...
Fakat
Sen de son dalganin
Beyaz köpükleri gibi kayboldun.
Deniz ve sen:
Ikinizde de vefa dalga dalga
Merhamet köpük gibidir.
Denizi göremiyorum bir tanem
Sen gel onun yerine,
Bakayim doya doya
Mavi gözlerine
Ümitlerim dalga dalga kirilip
Rüzgar, rüzgar uçmadan.
Dolmayan Boşluk
Torunum Ebru'nun Ardindan
Şiir okumak istiyorsan gözlerime bak
Gözyaşlarimdir dökülen misra misra.
Ben'im sonbaharda düşen ilk yaprak.
Benim içim çöl, bagim bahçem çorak
Ben söylüyorum, özlem türkülerim yollara.
Ezilmişligin acisi içimde dügüm dügüm,
Yorgunlugum tonlarca gözkapaklarimda.
O günü unutamam-seni ilk gördügüm.
Çözülmeyecek ömür boyu bu kördügüm.
Seni ariyorum adim adim
Mezara giden sokaklarimda.
Agaçlarda tüm dallar kirik / kurumuş özsuyu,
Rengini kaybetmiş çiçekler / acisindan kurumuşlugun.
Yaşantim bomboş, özlemine serdim uykuyu.
Mezar desem degil, ya nedir bu kör kuyu
Dolmuyor bir türlü, dolmuyor boşlugun.
Dörtlük
Acılar ve neş'eler hepsi de insan için
Edirneli Aşık Mehmet
Gülemezsin etme zahmet
Boşa gider bütün gayret
Derdi bitmez dünyadır bu.
Dörtlükler
I
Herkesin sevgilisi, eşsizdir birtanedir,
Tüm insanlar kahraman yaşami efsanedir.
Hepimiz bir deliyiz, sen delisin, ben deli
Fazla söze ne hacet dünya timarhanedir.
II
Her insan bir aşiktir, nedenini bilemez.
Gülmege özlem duyar nedense hiç gülemez.
Çünkü aglamak kolay, gülmek ise çok zordur.
Mendili olsa bile gözyaşini silemez.
III
Sevmeden sevilmeyi, aşki bulmak isteriz.
Seller gibi çaglayip kalbe dolmak isteriz.
Hiç kimseye mutluluk kapisini açmadan
Bu geçici dünyada mutlu olmak isteriz.
IV
Binyil yaşasak bile deriz ki ömür kisa.
Içimizde tükenmez keder, aci ve tasa.
Dünyada her şey güzel türlü türlü zevk de var
Alinlarda bu yazi, ölüm gerçek olmasa.
V
Bir degil binbir tane dünyadaki arzular.
Koyun dogurur inler, sonra meler kuzular.
Her yer günlük güneşlik, her taraf beyaz, pembe
Niçin kara yazilmiş alnimiza yazilar?
Düşünce
Baktim ufuk kara, firtina deli
Aklima ölümüm geldi nedense,
Koptu canevimde nedamet teli
Sevilmek olmuyor nasip herkese.
Aklima ölümüm geldi nedense,
Vurdukça camlara sessizce yagmur.
Bir hayal seni de sevdim ben, dese
Kucaklar ruhumu belki de huzur.
Koptu canevimde nedamet teli
Yazik ki hayatin mahkumuyum ben.
Isterdim boynuma sarilsin eli
Karanlik dolmazdi içime birden.
Sevilmek olmuyor nasip herkese,
Ölmek de insanin elinde degil.
Hayat bir cendere bana nedense
Gözlerim islak, elimde mendil.
Düşünceler Ardından
Ömrümüz uzanır yıllar boyunca
Teselli bekleriz her fani günden.
Ümitler peşinde koşarız... Neden?
Neşeyi ararız acı duyunca.
Ufuklar ardına giden yol uzun
Sonsuza hasretiz öyleyse niçin?
Takılıp ardına bir pembe hiç’in
Tutmuşuz yolunu hep ruhumuzun.
Günler gelir, geçer, yillar tükenir.
Huzuru arariz pembe şafakta,
Gönlümüz takilir, kalir uzakta.
Beyhude bekleriz dogmaz o fecir.
Emelden beklenen sükun yalandir.
Mutluluk faniye çocuk rüyasi.
Öpelim huzuru, atalim yaşi,
Insana teselli; elde kalandir.
Ebedi Sir
Sonsuz zannetmiştim her geçen ân-i
Ufukta güneşler sönmeden evvel.
Düşünmek iyi şey, yaşamak güzel
Nafile aradim her kaybolani.
Yaşanan yillarin annesi kimdir,
Kimler eritiyor yillari böyle?
Varlik ile yokluk vermiş el-ele
Nereye çekiyor günleri bir bir?
Görülen her rüya olmasin yarim
Günleri bogmasin içinde gece.
Niçin seviyoruz bilmem delice
Bu aşkin manasi nedir ey Tanrim?
Hürriyet kapanmiş benim içime
Bense hürriyetin elinde esir.
Istirap neşeden daha cihangir
Girmez mi bu dünya başka biçime?
Sonsuzluk agliyor tükendim diye,
Her yolun sonunda bir kalin duvar.
Ardinda bilinmez, bilinmez ne var
Huzuru aramak öyleyse niye?
Edirne Özlemi
Gözyaşımla büyüdü içimdeki bu hasret
Kuruyan gözlerimden ak, pınarlaş ey Meriç!
Baharımı soldurdu, kışa çevirdi gurbet.
Yeşile bürün, yaklaş, içimde taş ey Meriç!
Sularınla temizle bu hasretin pasını
Beni sonsuza götür, bir kefen olup sar da.
Sen doldur şiirimin bomboş kalan tasını
Edirne'nin neş'esi, tarihin kızı Arda.
Kıyın olsam uzansam, ben de boylu boyunca,
Söğüt olsam yeşersem kucağında her sene.
Vakarın timsali hasret kokulu Tunca!
Sen olmasan Edirne, olmazdı Edirne.
Tanrıya varan yolu burada buldu Sinan,
Burada minareler Türkün çelik süngüsü.
Yıldırımda, kıyıkta tabyalar birer destan,
Köprülere yazılmış Edirnenin türküsü.
Yeşil bülbül adası, keder bilmeyen ada,
Bülbüllerin özyurdu, nağmelerin vatanı.
Sevdalıyım sevdalı bu sevda başka sevda
Türkoğlu bu elleri iyi bil iyi tanı!
Mavi Tuna hasreti içinde tutuşunca
Sakın gölge düşmesin yeşeren gözlerine.
Bağrına basar seni Arda, Meriç ve Tunca
Götürür dalga dalga mavi denizlerine.
Edirneden Çanakkaleye Selam
Uluğ Turanlıoğlu'na
Kim demiş Çanakkale’desin
Kim demiş evinden uzak
Çok uzaklardasin.
Sabahlari Ayşekadin camiinde
Okunurken ezan;
Rüzgarlar getirir sana
Yemyeşil çinarlardan,
Her derde deva Pinarlardan
Binlerce, yüzbinlerce selam.
Hale'li gecelerle
Lacivert akşamlarda
Öpüşürken güneşle Meriç
Köprülerde akseder
Neva makaminda bir şarki.
Dolaşir misralar Lale dudaklarda
Ve bir nazire olur Israilin meyhanesi
Ömer Hayyam tekkesine.
Bu loş meyhanede
Titrek bir mum işiginda
Üç-beş kafadar, kulak verir senin
Eski yillardan kalan sesine.
Kadehler konuşur,
Misralar uyanir uykusundan.
Anilir devr-i saltanat-i Esbak-i
Fakir Edirne'nin,
Şair Edirne'nin,
Ardindan okunur destan-i kebir-i
Çanakkale'nin,
Nice Ulug-lar Nice Mehmet'ler
Gelir geçer... Alin yazisi gibi,
Bir masal olur maceralar
Bir varmiş bir yokmuş.
Yine sen Çanakkale'de
Bizler Edirnedeyiz.
Aslinda bu vatan:
Ne Çanakkale Ne Edirne
Ne Ankara, ne Ardahan, ne Van.
Bu vatan:
Bazan.. Kars kalesinde bir Bayrak olur
Bazan.. Edirne köprülerinde bir şarki
Bazan Çanakkale’de bir destan.
Not : Pınar, Çınar Uluğ Beyin oğullarının Lale-Hale kızlarının ismidir.
Edirnem
İçimin sızısı fakir Edirnem
Yoksulluk içinde şiir Edirnem;
Babam, kızkardeşim, torunum Annem.
Bir güvercin olsam kanadı kırık
Doldursam çilemi kubbelerinde camilerinin
Bu kadar yakmazdı beni ayrılık.
Tabyanda vurulmuş şehit gibiyim,
Kırılmış bir dal'ım bahçelerinde,
Bir mezar taşında beyit gibiyim.
Bahardır Edirne, Anlı Edirne!
Yırtıklar içinde şanlı Edirne!
Ben senin aşkınla geldim cihana,
Bu gönül vurulmuş bir kere sana.
Dönemez geriye yollar kapanmış.
Ne çıkar inlesem de inim inim,
Ümidim, sevgilim, gayemsin benim
Varlığım sevginle tutuşup yanmış
Nerdesin ey ecel, nerdesin ölüm
Beni siz kurtarın son ayrılıktan,
İşte budur arzum niyazım Hak'tan.
Bu bir ölüm değil bir ayrılıktır
Sevginle erimek bahtiyarlıktır.
Not: ikinci dünya savaşı içindeyiz
Garip Kuşlar
Daglara hüzün çöker,
Gökyüzünden yaş döker,
Gurbet diye dem çeker
Garip akşam kuşlari.
Silayi hatirlatir
Insana satir satir,
Gurbeti de aglatir
Garip akşam kuşlari.
Sanki gönül yarasi,
Bilmez derdin çaresi,
Gurbetin avaresi
Garip akşam kuşlari.
Neş'e sevinç zevk yalan
Aglar gurbette olan
Gurbeti gurbet yapan
Garip akşam kuşlari.
Geçim Derdi
Senin için gittigim diyar diyar
Ey yar...!
Kamyonun güvertesinde
Üçüncü mevki kompartumanda.
Senin için.
Senin yüzünden
Pantolonum ütüsüz,
Boyasiz ayakkabim,
Traş olamadigim haftalarca
Senin yüzünden.
Yabanci sokaklarda dolaştigim öksüz,
Otellerin binbir kişiye kucak açmiş
Yataklarinda yattigim,
Gurbet pazarlarinda,
Sevincimi, derdimi bedava sattigim.
Aşina bana artik her istasyon,
Sicacik yuvamdir artik
Üçüncü mevki her vagon.
Mecnun ettin beni saldin çöllere
Muhacir kuş misali
Düşürdün yabanci ellere.
Yetişir sürükledigin vagon, vagon
Bu yollar bitsin, bitsin artik,
Bu yollar olsun
SON
Gibiyim
Kimseler geçmedi gönül yolumdan
Ayak basılmamış orman gibiyim.
Yalnızlık şarkısı düşmez dilimden,
Koyunsuz, kavalsız çoban gibiyim.
Talihtir derdime bin dert ekleyen,
Ne soran bulunur, ne bir yoklayan.
Yıllardır her gece konuk bekleyen
Yollardan çok uzak bir han gibiyim.
Bilmem ki fakirin nedir günahı,
Kurumadı gitti derdin kaynağı.
Ömrümce gülmedim, bayram sabahı
Kasabı bekleyen kurban gibiyim.
Kırk yılda bir olsun soranım yoktur,
Tıp ilminde yazılmış dermanım yoktur,
Bir durmuş saatim kuranım yoktur,
Bir türlü geçmeyen zaman gibiyim.
Edirneli aşık Mehmedim der ki
Var mı bu hayatın ölümden farkı?
Böyle devam eder gider bu türkü
Yeminli sözlerde yalan gibiyim.
Gibiyim II
Akşamdan ses gelir batinca güneş,
Aglayan bulutlar gözyaşima eş,
Yandikça içimde dert, ateş ateş
Tikanmiş bacada duman gibiyim.
Bu anda yalnizlik benim eşimdir
Anamdir, babamdir ve kardeşimdir.
Içim degil size, gülen dişimdir
Ruhunu uçurmuş bir can gibiyim.
Kurumuş tarlayim yagmur bekleyen.
Talihtir derdime bin dert ekleyen.
Hasretim bir sese, bana gel diyen,
Dostum yok, herkese düşman gibiyim.
Çaresiz garibim, nerde tababet?
Hep beni buluyor kötü akibet,
Kanayan bir yara içimde gurbet
Tikanmiş damarda alkan gibiyim.
Aşkim bilmecedir, çözenim yoktur,
Kirilmiş bir sazim düzenim yoktur,
Bir uzun destanim yazanim yoktur
Cönklerde yaşayan divan gibiyim.
Edirneli aşik Mehmet'tir adim,
Anadan garibim garip yaşadim.
Dert yanmak degildir benim muradim
Derdime ben kendim, derman gibiyim.
Giresun
Burada gördüm mavinin en delisini,
Dağlar örneği yükselişini,
Bu dağlara vermiş Tanrım
Yeşilin en güzelini,
Bu dağlarda keder yeşil, aşk yeşil.
Öyle bir yeşil ki:
Güneşte bulmak mümkün değil.
Burada her şey korkunç yeşil,
Burada deniz felaket mavi.
Haşmet haşmet, tüm güzellikler
Yakıyor güzellerde kara sevda alevi.
Burası Karadeniz, burası Giresun.
Yazmış Tanrım en büyük şiirini dağlara
Gelsin demiş kullarım okusun.
Dağlara kurmuş doğa
Bir yeşil konak.
Duvarlarında mısralar konuşuyor
Çotanak, çotanak.
Gönül Bu
Gönül bir pervane döner durmadan
Sevdanin elinde oyuncaktir o.
Bir yorgun kuş gibi kanat vurmadan
Sevdadan sevdaya akacaktir o.
Sevinçle arkadaş, kederle kardeş
Gece göklerde ay, sonra bir güneş.
Şimdi bir irmaksa, sonra bir ateş
içimi durmadan yakacaktir o.
Uyudu hayalde, gezindi yerde,
Agladi neş'ede, coştu kederde,
Nihayet bir mesken kurdu göklerde
Artik yalniz sana bakacaktir o.
Gönül Sesidir Bu
Sana
Bana göre değil, kestane gözlüm
Hüzünlü bakışlım, gölgeli yüzlüm.
Sevmişim bir kez, artık unutamam,
Söndüremem bu ateşi içimde.
"Meğer çok sevilenler birgün unutulurmuş
Gözden ırak olanlar, gönülden de olurmuş"
Söyleye dursun plak, istediği kadar bu eski şarkıyı...
Bana göre değil bu, kestane gözlüm,
Hüzünlü bakışlım, gölgeli yüzlüm.
Yıllar geçti aradan
Hayalini bile unuttu hafızam
Fakat seni unutamadım, unutamadım,
İçimdeki aşkını uyutamadım.
Mesafeler can verdi artık,
Sildim lugattan sevmeyi, sevilmeyi.
Ben sana uzak yıldızlar kadar
Sen bana yakınsın ismim gibi.
Gençliğime mezar yaptım aşkımı.
Seni unutamadım, unutamadım
İçimdeki aşkımı uyutamadım.
Zaman zamanı büyüttü,
Beni öğüttü cemiyet değirmeninde
Mağlup oldum nihayet.
Karım var, etrafımda pervane
Çocuğum var iki tane
Seni unutamadım yine.
Herkes mutlu bilir beni;
Ne bilsinler içimi.
Yıldızlar kalesinde hapsedildi saadetim
Anahtar sende kaldı
Kestane gözlüm
Hüzünlü bakıştım, gölgeli yüzlüm.
Ne olurdu, ne olurdu
Ya şair olmasaydım
Ya seni unutsaydım...
Hüzünlü bakıştım, gölgeli yüzlüm.
Gurbet Çocuklarinin Şarkisi
Kara yazi yazilmiş ezelden alnimiza
Bu gurbet yollarinin ebedi yolcusuyuz.
Bahar nedir bilmeyiz, eremedik hiç yaza
Acimayin siz bize, ne yapalim biz buyuz
Çiçek nedir bilmeyiz, kuş sesi dinlemedik,
Sessiz akan pinari andirir gözyaşimiz.
Içimiz keder dolu, biz aşkla inlemedik
Anne dizi görmedi bu serseri başimiz.
Hayat denen muamma bizim için bir hiçtir
Çünkü arayan soran bulunmaz bizleri.
Kana kana aglamak bize sonsuz sevinçtir
Unutun dostlar bizi, biz gurbetin esiri.
Sevgilimiz gurbettir, istirap şiirimiz
Unutun dostlar bizi bu sonu yok yollarda.
Mutlulugu görmedi içimizden birimiz
Size kalsin sevdalar, gidiyoruz - elvada.
Gurbette Düşünceler
Hülyalarimdan güzel, ümit gibi yumuşak
Evim nerede şimdi? mesafeler ardinda.
Ne hazindir yaşamak sanki bir kör kuyuda
Bir köşeye serilmiş, daginik kirli bir yatak.
Hasretle küf kokusu karişmiş birbirine,
Hüznüm sanki agliyor benim garip halime,
Perişanlik dört yanda, olmuş da lime lime
Bir nazire oluyor bu garip şairine.
Içimde bir şeyler var tarif edemedigim,
Dumanlar var içimde ve dişimda çepçevre.
Günlerim istiraptan çizilmiş bir daire
Tutunacak dalim yok, bir boşlukta gibiyim.
Duvarlarda hasretlik misra misra yazilmiş,
Ev, bark yok yatak soguk, düşünceler serseri,
Bütün eşya bir ceset, acilarim dipdiri,
Ak alnima talihim ne de kara yazilmiş.
Nerde şimdi her zaman bana açilan kucak
Gözlerinde hayati seyrettigim can karim?
Nerde küçücük odam, nerede çocuklarim?
Yarap bu uzun çilem galiba dolmayacak?
Gururlanma
Eş ettim kendime buruk acıyı,
İstedim ak etsin kara geceyi,
Derinde aradım daha yüceyi
Dikenle geçinmek güle mahsustur.
Yürüdüm ömrümce güzele doğru,
Özlemde aradım beyaz huzuru.
Buluttan dilendim çölde yağmuru
Tanrıya yalvarmak kula mahsustur.
Postacı o mektup benim olmalı,
Yazılan adreste beni bulmalı.
Ak kağıt üstünde kara damgalı
Okşanıp, öpülmek pula mahsustur.
Yaşadım diyenler elbet ölecek,
Ömürler solmayı bekleyen çiçek.
Yasa bu, çaresiz, birgün bitecek
Kaybolup bitmemek yola mahsustur.
Anılır insanlar soylu eserle,
Eserler yücelir dökülen terle.
Tokası ufacık ince kemerle
Sarıp sarmalanmak bele mahsustur.
Gururlanma, daha düşmedin dara
Senin güzelliğin bence on para.
Sabahı sevdirmek tüm insanlara
Serin serin Esenyele mahsustur.
Hani Nerde
Hani Osman Atila, nerde Basri imece!
Üstlerine örtüldü, kapkaranlik bir gece.
Var mi hatirlayanlar onlardan birer hece
Kalbimizde bir aci-buruk silik-sadece.
Yapisinda unutmak vardir insan oglunun
Gelecegi malumken hepimize bu sonun,
Cümlemiz kurbaniyiz, bu yalanci oyunun
Yine de unuturuz ve sifirdir netice.
HASRET
Hastayim yastikta gömülü başim,
Teselli oluyor kanli gözyaşim.
Nerde dertli anam, öksüz kardaşim
Daglarin dumani çözülmez oldu.
Hasretlik kurt gibi içim kemirir,
Felekte sillesin başima vurur,
Rüzgarlar arzumu alir, savurur
Dertlerim çok büyük yazilmaz oldu.
Kanayan yarami sarin dostlarim
Gurbette olmasin benim mezarim.
Ben de aranizda ölmek isterim
A... dostlar gurbette gezilmez oldu.
Yurdumdan ayrildim düştüm gurbete
Katlandim mihnete, zorlu zahmete
Yar olmaz Neş'eler aşik Mehmet'e
Talihin kafasi ezilmez oldu.
Hasret
Hasret
Yildizlar kadar uzaksin bana şimdi.
Gögsümde çarpan kalbim kadar yakin.
Suyumda, ekmegimde, aşimda
Sen varsin.
Içime doluyorsun
Her nefes alişimda
Fakat yoksun.
Hatıralarından Kaçan Adam
Yaşamak istiyorum
İçinde bulunduğum An-ı
Binbir ışık içinde
Biten güne inat
Başlayan güne karşı...
Bırakın... terkedin beni hatıralar
En çok kendime yakın olmak
Kendi kendimi yaşamak istiyorum
Her şeyden uzak;
Bir dağ çeşmesi sessizliğinde
Özgürlük ve mutluluk içinde
Akmak...
Duymak istemiyorum
İlk göz ağrımın sızılarını,
Dünü unuttum,
Düşünmek yok artık yarını...
Terkedin, terkedin beni hatıralar
Açtım ömrümün kapılarını
.
Hayal Dünyasi
Saadet hülyasi, gönül huzuru,
Yildizli göklerden elenen sükun
Ve dogan yepyeni emel dolu gün,
Şadirvan başinda bir garip kumru.
Ümidin kolunda uyanan arzu,
Sonsuz mavilikten beklenen rüya,
Sevgili gözünde aranan dünya
Hayata çagiran körpe bir kuzu.
Denizde öpüşen mavi dalgalar,
Martilar teselli yüklü bir gemi.
Aşki renklendiren sevda alemi
Uykular dagitan esrarli diyar.
Hayat
Yaşamak: hicranlardan bir mutluluk duyarak,
Yildizlara ermeyi düşünerek yaşamak.
Hayatin kitabini okuyup yaprak yaprak
Hürüm diye sevinmek, köle gibi yaşamak.
Her sevilen insanin yilan oldugunu görmek,
Egilmek riyakarin, yalancinin önünde.
Istirabi başina bir çelenk gibi örmek
Binbir işi düşünmek her allahin gününde.
Gül diye dikenleri toplamak bahçelerden,
Insanligi unutmak, yikmak gönül evini.
Mehtap dilenmek bizim olmayan gecelerden
Söndürmek Tanrinin o mukaddes alevini
Söndür artik Allahim gözümdeki nurumu
Çaldilar huzurumu, götürdüler uykumu.
Allahim bu mu hayat, Allahim hayat bu mu?
Kaçirdilar sevdigim en mukaddes uyku mu?
Helaldi Artık
Helaldi bu sabah helaldi artık
Her Türk bir Mustafa Kemal artık.
Yalçın sinelerden dökülen kanlar
Hürriyete ölüm saçan kurşunlar
Bir kara emirle sönen ocaklar
Kırılan kemikler, kopan bacaklar.
Hürriyete aşık vatan evladı
Boğuldu zincirle söndü feryadı
Hürriyet istemek büyük günahı
Sabırla bekledik pembe sabahı
Helaldi bu sabah helaldi artık
Her Türk bir Mustafa Kemaldi artık.
Copların altında inleyen feryat
Bir kahpe kurşunla tükenen hayat
On yılın zulmeti yok oldu artık
Zalimin beyninde şakladı tokat
Hürriyet zincire vurulmuş canan
Bir mahpus gibiydi bu cennet vatan
Asırlar boyunca özgür yaşayan
Nasıl katlanırdı buna Türk olan.
Ne kara günlerdi onlar Yarabbi
Bu muydu Türklüğün şansı nasibi
Bu yurdun biz iken asıl sahibi
Olmuştuk vatanda vatan garibi
Başımızda şahı kara iblisin
Cop oldu elinde kanun, polisin
Korkuyla doluydu kalbi herkesin
Konuşsan zindanda kesilir sesin.
Helaldi bu sabah, helaldi artık
Her Türk bir Mustafa Kemaldi artık.
Reva mıydı bunlar şanlı millete
Katlanmazdı artık böyle zillete
Bir lokma ekmeğe muhtaç olsak da
Bin can feda olsun, bir hürriyete
Kırılsa kollarım, kopsa bacağım
Bir kişi kalsam da sönse ocağım
Hürriyet hürriyet, hürriyet diye
Türküm ben durmadan haykıracağım
Helaldi bu sabah helaldi artık.
Her Türk bir Mustafa Kemaldi artık.
Bu gelen şehitler, yurt bahçesinden
Sana sunduğumuz çiçektir Atam
Mazur gör bizleri kanla boyadık
Onun adı Ayşe, Mehmettir Atam.
Türk olmak en büyük şereftir bize
Sen öğrettin bize hür yaşamayı
Dünyalar yıkılsa gelmeyiz dize
Sen öğrettin bize hür yaşamayı
Helaldi bu sabah, helaldi artık
Her Türk bir Mustafa Kemaldi artık.
NE ÇARE KİNe çare ki ölmek için gelmişiz dünyaya.
Biraz, mutluluk bekleriz yaşadigimiz andan
Mecbur oluruz sonunda yine aglamaya.
Arzular sonsuz, ulaşmak mümkün degil
Kaldirimlamiş yolumuzu istirap taşlari.
Para hükmediyor dünyaya,
Yaşanti sefil.
Yikayamaz oldu yagmur
Gözümüzden dökülen yaşlari
-Allah büyüktür- demekten başka çare yok;
Son teselli budur insanlara
Toplum çamurdan kara
Çamur toplumdan ak.
Rastlanmiyor huzuru bulanlara.
Ozanin kalemi kirik, ressamin boyasi yok.
Derman bekleyen dert, ne kadar çok.
Artik kolayca yazilmaz oldu.
Bu sefil dünya gezilmez oldu.
Degirmen dönüyor.
Taşlari arasinda ezilen kim?
Hangi macera sardi ekmek derdi kadar insanlari?
Bu nesil neden müstahak bu çileye rabbim
Hayal etmekle geçiyor, günler geri gelmez anlari.
Madem ki toprak olmak cihana gelmekte gaye
Bu bilinci, bu kalbi taşiyoruz biz niye?
Ekmek, su düşünmekten tanrim
Seni anamiyoruz bir saniye.
Bu mu hayat?
Yaşamak midenin sesini dinleye dinleye.
Tanrim ne zaman yol gösterecek
Ruhumuzun sesi düşünen insanlara
Neden gözlerde dinmez bu yaş
Ne zaman bitecek
Ruhla, beden arasindaki bu savaş
Yaşamak sevinci içimizde bir kördügüm
Hep Ayni Dert
HEPSİ SENİN Gecelerin bitimi sabahlarca ak,
Gönül dolusu umutlar sularca berrak.
Üç ögün sofranizda çeşit çeşit yemekler
Isimlerini dahi bilemedigimiz.
Taze ve sicak...
Uzun kiş gecelerinde yanan şömine ocak
Cennet isimli yataklar yumuşak
Sizindir bütün bunlar
Apartmanlar hanlar.
Banyolar şofbenle isinmiş.
Limonata bardagindaki kamiş
Şampanyalar viskiler...
Para akar ceplerinizden oluk oluk
Yetmiyor, yetmiyor bunlar
Gözlerinizde göremiyorum
Bir avuç mutluluk.
Hepsi Senin
Hizmetçi Kiz
(Bir yalida hizmetçidir Feride-onyedi'sinde)
Feryad edemezsin yok buna hakkin;
En güzel çaginda sen bir tutsaksin.
Rüyalarinda yaşarsin çocuklugunu,
Içinde duyarsin mutlulugun yoklugunu.
Denizlerce sonsuz mutsuzlugun,
Edemezsin şikayet böyle çizilmiş yolun.
Sana yasak gülmek kahkaha;
Aci çekmek, aglamak senin kaderin.
Nasil ki yildizlar ulaşamazlarsa sabaha.
Anlamazlar, bilemezler acilarin çok derin.
Yorgunluk akarken gözlerinden
Anlatamazsin, duyuramazsin bunu,
Zorunlusun kan aksa da dizlerinden
Durduramazsin zamani böyle çizmiş yolunu.
Ilik ilik akar içine gözyaşin;
Mukaddes bildigin ne varsa tümü boş.
Bükülmüş bir kez dik duramaz başin.
Umutsuzluk - beyefendi, hanim sarhoş-
Şimdi sen mişil mişil uyumalisin
Içinde ilik bir yatagin.
Irkilme, çare yok-istirabinla isin-.
Rüya iklimlerinde, yitti en güzel çagin
Ince düşünme ilk degilsin ve son olmiyacaksin.
Hoş Bu Dünya
Günler koşuyor istirap rayinda
Geceye, geceye...
Dilenci bir dilim ekmek peşinde,
Hasta son deminde.
Yine de mesut anlarin
Rüyasi çekiyor insanlari
Hayata... hayata...
Keder doluyor içimize
Her saat, her dakika,
Neş'eyi göremedigimiz oluyor
Seneler boyu...
Bunun da zevki başka.
Ufuk mavisi ümitler piril piril
Hoş bu dünya.
Göklerin önünde dizçöken ufuk,
Bir dua halinde uzanan engin,
Bir ezan sesinde ulvileşen din,
Allaha varan yol mavi sonsuzluk.
Allahı anan dil, sonsuz heyecan,
Bir huşu içinde doğan saadet,
Eridi gözleri bağlayan zulmet,
Hükmedemez artık ruhuma zaman.
Kırıldı çemberi şüphelerimin,
İçimde buhurdan, ruhumda iman,
Kul etti kendine beni yaratan
Artık sahibiyim fani gölgemin.
Huzur
Içimizden Biri
I
Onikiye beş var...
Yaşamin ucundasin
Ha bitti, ha bitecek
Kaderin avcundasin.
Sirrini çözemedinse burçlarin
Suçlama başkasini.
Anahtarini erken yitirmeseydin yalnizliginin
Kapardin şimdi alin yazina
Yaşanti kapisini.
Çirpinma yüce dalgalar örnegi,
Yipratma kendini boşuna
Mezar kazilmiş bir kez
Degmez kahroluşuna.
Son damlasina kadar
Içmişti mutlulugu
Yine kuruydu dudaklari
Pare, pare... susuzdu.
Oturdu bir gün
Yaşanti öyküsünü yazdi
Tirnak, tirnak yanik tenine.
Ker***le onarilmişti kalp duvarlari
Içi, dişi düzdü.
Oysa umutlari vardi yalin,
Gel gör ki yine umutsuzdu,
Mutluluk demişti bunca yil
Mutsuzdu...
Yurdu vardi cennet misali
Kişiligince sonsuz
Şimdi yurtsuzdu.
Piril, pirildi gökleri
Maviydi, bulutsuzdu.
Bitiremedi öyküsünü bir türlü.
Son istasyonda
Son çiglik sustugunda
Söyliyecekleri hudutsuzdu.
III
Bir kuş uçtu mavi çizgisinde
Sabah işiklari kadar ak'ti,
Bulutlar gerindi düşünde
Evren güneşlerce sicakti.
Içinden uçmuş gibiydi,
Göklerdeydi şimdi kanat kanat,
Koparmişti baglarini günlük yaşantisindan
Yer çekimine, inat.
Özgürlügü bayrak, bayrakli
Yükseliyordu durmadan
Yildizlar birer basamakli.
Tükenmek bilmeyen bu yolda
Döndü, bir kez ardina bakti.
Dünya uzakti,
Evren küçülmüştü artik
Dünyasi bir avuç toprakti.
IV
Dogdu... Agladi.
Iyi kötü yaşadi.
Herşeyi ögrendi
Yalniz ögrenemeden gülmeyi
Öldü.
İçleniş
Dogdugum günden beri nedendir bilemedim.
Bir dert yitip giderken, bin dert geliyor bana.
Bu günedek savaştim bir çare bulamadim
Bir dert yitip giderken, bin dert geliyor bana.
Küçücük bir evdeyim, yaşam genişliginde,
Gökyüzü tamam degil, bir cam genişliginde,
Yaşadigim bu dünya odam genişliginde
Bir dert yitip giderken, bin dert geliyor bana.
Tüm dertler bana çatmiş, vurup belimi bükmüş,
Kime çiçek sundumsa, bende bir ateş yakmiş.
Kalbimin dert deposu ne kadar da büyükmüş...
Bir dert yitip giderken, bin dert geliyor bana.
O kadar muhtacim ki söyleşiye bu anda
Bir dost gelecek diye gözlerim hep kapida.
Dört duvardan ibaret, bu dört köşe dünyamda
Bir dert yitip giderken, bin dert geliyor bana
Içleniş
Içleniş
Mihrabi yikilmiş bir mabet gibi
Her arzu can verdi yanan kalbimde.
Boşuna baglandim pempe ümide
Özlemdir gurbette ruhun nasibi.
Kederin kolunda gördüm rüyami,
Sabahsiz bir gece her geçen günüm.
Her emel içimde çözülmez dügüm,
Bir mumdur isitan şimdi odami.
Ne kara bir talih çizmiş yolumu
Eridi her zerrem dert potasinda.
Aşkimi yaşadim gönül yasinda
Hayatin manasi bilmem ki bu mu?.
Ihtiyar Şairin Şarkisi
Yaş altmişbeş yolun sonuna geldik,
Kalmadi aşina, kalmadi bildik.
Bir zaman köpüren, çaglayan seldik
Sessizce kuruyan dereye döndük.
Içimiz doluydu çünkü severdik,
Her gözü yaşliya neşeler verdik,
Dikenler içinden ne güller derdik,
Nerelerden geldik, nereye döndük.
Insanlar
Arzular umman misali
Bir bugday tanesi ömrümüz,
Kimimiz degirmende ögütülür
Kimimiz toprakta çürürüz.
Boynumuzu büken, yaşamanin vebali.
Rüzgarda savrulan bir yaprak
Uzayan yillar,
Yagmur bekleyen toprak kalbimiz,
Bazan kirik bir dal,
Bazan hasrete varan bir yol
Olur nasibimiz.
Yaşamayi isteriz
Ölüm kadar.
Yagma yagmur, yagma ne olur
Gözyaşimiz var bizim.
Kirik da olsa bir kalbin,
Bir kör nasibin, sahibiyiz.
Yagma yagmur,
Ne olur. Dur.
Istek
Isterim ruhumu kabzeyleye ecel
Bir kuşe-i meyhanede.
Yalniz sen benim ol
Sen benim ol ey güzel,
Isterse ismim okunsun
Liste-i divanede.
Böyle öksüz bir macera
Yaş döktürdükçe gözlerime;
Ne farki var olsam da
Sarayda veya viranede.
Gamküsarim olmadikça
Beni kendine bendeyleyen kafir;
Daim baykuşlar figan edecek
Yikilasi gamhanede.
Istemem Gelme
Artik seni sevmiyorum,
Vaktim yok seni sevmeye.
Özlemini ektim bahçeme
Onu büyütüyorum.
Yalnizligim ve yoklugun
Verdik üçümüz el ele,
Bekçilik ediyoruz
Özlemine.
Sen gelmiyeceksin biliyorum,
Yoklugun yaşam boyu uzayacak,
Avuntum umut umut...
Özlemin bir gün çiçek açacak
Gözyaşimla suladim köklerini.
Gün gelecek koklayacagim
Çiçeklerini.
Seni beklemiyorum
Istemem gelme artik.
Özlemini ektim bahçeme
Onu büyütüyorum.
İzmir’de Akşam ve Sen
Sonsuzlugun şarkisini söyler dalgalar,
Özlemin mavi mavi büyür denizlerde.
Yeni bir dram başlar,
Güneş batar, açilir yeniden perde.
Simsiyah bir gök, piril piril yildizlar,
Milyonlarca inci serpilir baştan başa,
Deniz dalgalarla uzatir semaya kollarini
Mavi ile siyah kucaklaşir.
Böylece başlar temaşa.
Mehtap aryaya başlar,
Karişir birbirine neş’eyle hüzün,
Sonra sen görünürsün.
Ayın dağılmış saçları arasından.
Tümünden güzel ve müstesna senin yüzün.
Seslenirsin bana dalgalardan,
Ak yaşlar dökülür ağlayan Karapınar’dan.
Yokluğun sarar tüm varlığımı,
Dolar içime kara sevdan denizlerce
Bir şeyler kırılır yüreğimde
Damarlarım sızlar ince ince.
Bir rüzgar eser karşıyakadan
Seninle dolu, fakat sensiz.
Yas tutmuşçasına morarır dağlar
Mordoğan’da.
Sensiz ağlarım, yalvarır deniz
Karapınar, Karaburunda.
Özlemin büyür göklercesine
Dalga dalga derinden,
Şarkılar kolkola açılır denize
Davud'un yerinden.
Tümünde sen varsın;
Denizde, dalgalarda,
Güzelbahçe’de, Karapınar’da;
Sensin büyüyen şimdi, sevda, sevda
Mordogan’da.
Uzatırım kollarımı denize
Seni tutamam.
Umutlarım kırık, bükük boynum
Sen yoksun diye ondan.
Ak yaşlar dökülür
Şimdi benimle ağlayan
Karapınar’dan.
1/4/2007 -Kategori: Siir
SANA DAİR
Yaşam kadar gerçek,
Yaşamak gibi sahte,
Öyle çok şey var ki
Yaralayan insanı..
Bir yürek çarpıntısı
Onu her gördüğünde,
Öyle çok şey var ki bak
Sana dair..
Yanlış aşklar yaşadık,
Yanlış köprülerde
Yanlış gemiler yakıp,
Aldırmadan
İki damla su çaldık
Zamanın pençesinden,
Aldırmadan, aldırmadan..
Mucize gerek bize,
Gidecek bir başka düş,
Bir düş ki korkmamış
Zamanın karşısında
Ve bir çağ gerek bize
Ve bir çağ bundan özgür.
Öyle çok şey var ki bak
Sana dair..
Sonra kuşlar gitti,
Anladım dünya yorgun,
Sen yorgun, tortusu kalmış
Eski bir korkunun
Görmedik, duymadık,
Demedik bunlar kötü.
Biz var mıydık?
Aşk var mıydı?
Bu ne senden ilk kaçışım,
Ne de ilk düşüşün yüreğime.
Ne bu senden son geçişim,
Ne de son küsüşüm kaderime...
Tuna Kiremitçi
( 1973 - )
SEVGİ EMEKMİŞ ANLADIM
Bende anladım...
Bunca zaman bana anlatmaya çalıştığını, kendimi bulduğumda anladım
Herkesin mutlu olmak için başka bir yolu varmış, Kendi yolumu çizdiğimde
anladım. Bir tek yaşanarak öğrenilirmiş hayat, okuyarak,dinleyerek değil..
Bildiklerini bana neden anlatmadığını, anladım.. Yüreğinde aşk olmadan
geçen hergün kayıpmış, Aşk peşinden neden yalınayak koştuğunu anladım...
Acı doruğa ulaştığında gözyaşı gelmezmiş gözlerden, Neden hiç ağlamadığını
anladım.. Ağlayanı güldürebilmek,ağlayanla ağlamaktan daha değerliymiş,
Gözyaşımı kahkahaya çevirdiğinde anladım.. Bir insanı herhangi biri
kırabilir, ama bir tek en çok sevdiği acıtabilirmiş, Çok acıttığında
anladım.. Fakat,hakedermiş sevilen onun için dökülen her damla gözyaşını,
Gözyaşlarıyla birlikte sevinçler terkettiğinde anladım.. Yalan söylememek
değil, gerçeği gizlememekmiş marifet, Yüreğini elime koyduğunda anladım..
''Sana ihtiyacım var, gel ! '' diyebilmekmiş güçlü olmak, Sana ''git''
dediğimde anladım.. Biri sana ''git'' dediğinde, ''kalmak istiyorum''
diyebilmekmiş sevmek, Git dediklerinde gittiğimde anladım.. Sana sevgim
şımarık bir çocukmuş,her düştüğünde zırıl zırıl ağlayan, Büyüyüp bana
sımsıkı sarıldığında anladım... Özür dilemek değil, ''affet beni'' diye
haykırmak istemekmiş pişman olmak, Gerçekten pişman olduğumda anladım.. Ve
gurur, kaybedenlerin,acizlerin maskesiymiş, Sevgi dolu yüreklerin gururu
olmazmış, Yüreğimde sevgi bulduğumda anladım.. Ölürcesine
isteyen,beklemez,sadece umut edermiş bir gün affedilmeyi, Beni afetmeni
ölürcesine istediğimde anladım.. Sevgi emekmiş, Emek ise vazgeçmeyecek
kadar, ama özgür bırakacak kadar sevmekmiş.... Can YÜCEL
HER ŞEY SENDE GİZLİ
Yerin seni çektiği kadar ağırsın
Kanatların çırpındığı kadar hafif..
Kalbinin attığı kadar canlısın
Gözlerinin uzağı gördüğü kadar genç...
Sevdiklerin kadar iyisin
Nefret ettiklerin kadar kötü..
Ne renk olursa olsun kaşın gözün
Karşındakinin gördüğüdür rengin..
Yaşadıklarını kar sayma:
Yaşadığın kadar yakınsın sonuna;
Ne kadar yaşarsan yaşa,
Sevdiğin kadardır ömrün..
Gülebildiğin kadar mutlusun
Üzülme bil ki ağladığın kadar güleceksin
Sakın bitti sanma her şeyi,
Sevdiğin kadar sevileceksin.
Güneşin doğusundadır doğanın sana verdiği değer
Ve karşındakine değer verdiğin kadar insansın
Bir gün yalan söyleyeceksen eğer
Bırak karşındaki sana güvendiği kadar inansın.
Ay ışığındadır sevgiliye duyulan hasret
Ve sevgiline hasret kaldığın kadar ona yakınsın
Unutma yağmurun yağdığı kadar ıslaksın
Güneşin seni ısıttığı kadar sıcak.
Kendini yalnız hissettiğin kadar yalnızsın
Ve güçlü hissettiğin kadar güçlü.
Kendini güzel hissettiğin kadar güzelsin..
İşte budur hayat!
İşte budur yaşamak bunu hatırladığın kadar yaşarsın
Bunu unuttuğunda aldığın her nefes kadar üşürsün
Ve karşındakini unuttuğun kadar çabuk unutulursun
Çiçek sulandığı kadar güzeldir
Kuşlar ötebildiği kadar sevimli
Bebek ağladığı kadar bebektir
Ve her şeyi öğrendiğin kadar bilirsin bunu da öğren,
Sevdiğin kadar sevilirsin…
CAN YÜCEL
25/3/2007 -Kategori: Siir
Acı Şiir
Bir yerleriniz yaralanmıştır mutlaka, ya düşmüşsünüzdür çocukken, ya da
incinmişsinizdir aşıkken
Kapanmaz sandığınız ne yaralar kapanmıştır
Durmaz sandığınız ne kanlar pıhtılaşmıştır kabuk bağlayıp
Hani efkar bir sis gibi çöktüğünde başınıza
Bir yüz ararsınız
Tüm yüzlerle yerdeğiştiren gözlerinizde
Yaranızı kanatan
Hep ağrıyan yerinize değmek istercesine
Mazoist bir duygu çöreklenir beyninize
İşte o zaman
Yalnızlığın atlıları
Boşanıp dizginlerinden
Karanlıkları getirirler doludizgin
Bir dönülmez sefere çıkar düşünceler
Tozduman içinde göz gözü görmez
Ve anlaşılmaz sesler
Çıkararak
Bağırarak
Haykırarak
Duyulmak istersiniz
Duyulmazsınız
Kanayan yerleriniz görünmez karanlıkta
Yalnızsınızdır yalnızlıkla
Yüzler silinir
Acılar diner
Gün ışır
Yorgun bir gecenin sabahına
Yaşananlar zamana karışır
Ve insan yeni acılar için
Geçmiş acılara alışır.
Acı Haber
Yüreğime ateş düştü,
Yaktı beni acı haber.
Kırdı umut çiçeğimi,
Söküp attı acı haber.
Özüm ağlar, gözüm ağlar,
Yâr yitirdim, sözüm ağlar.
Böyle m'olur başı sağlar?
Hep ağlattı acı haber.
Ağıt yaktım sevdiğime,
İnanmadım öldüğüne.
Öksüz kalan şu gönlüme,
Acı kattı acı haber.
Yarım kalmış bir sevdam var,
İsyan etmek neye yarar?
Düşündüm sabaha kadar,
Dertli yaptı acı haber.
Gözüm yaşlı, dünyam zifir,
Ne akıl koydu ne fikir,
Yüreğimde çok derin bir,
İz bıraktı acı haber.
Gizledim gözyaşlarımı,
Islattım avuçlarımı.
Bir gecede saçlarımı,
Beyazlattı acı haber.
Alıp gitti sevdiğimi,
Zehir etti gençliğimi.
Acı dolu yüreğimi,
Hep sızlattı acı haber.
Bir dertliyim, bak sözüme,
Uyku girmedi gözüme.
Bir ok gibi ta göğsüme,
Gelip battı acı haber.
Öldüm ve Öldün!!
Güneşi tutardım parmak uçlarımda, yanmadan
Gölgeleri aydınlatırdım, karanlıklarımda
O kadar güçlüydüm ki, yenilmez ordular gibi
Söylenmezdi hiç bir nasihat, bir musibete düştüm
Hiç ölmezdim gibi gelmişti ama ben de vuruldum
Ve öldüm.
Dağları taşırdım omuzlarımda, titremezdi ayaklarım
Ne deprem olurdu bende, ne de hiç bir felaket
Öyle fikirlere dolanırsın ki, sarsılmaz sanırsın kendini
Köklü bir ağaç gibi sapasağlam ayakta ölürüm derdim
Hiç düşmez sanırdım kendimi, bir yüreğin salıncağındaydım
Ve düştüm.
Vuruldum bir anda, kanlar içinde kaldı ruhum
Binlerce orduyla savaştığım bu mahşerde
Dünyalara karşı alamadılar inandığım değerleri
Can pazarında değerime satmadılar beni
Binlerce darbeyle ölmem gerekirdi, olmadı
Ve sadece sevgilinin sözleri öldürebildi beni
Uyurken başucunda, bir masalımız vardı bitmeyecek gibi
Ve bitti.
Ne zaman değer vermediysem birine dost oldu ardımdan
Ve ne zaman sevdiysem birini, hep öldürdü beni
Vuruldum yine işte, akıllanmadım geçmiş ölümlerimden
Akıllandım sanmıştım oysa, düşmanın darbesi öldürmedi beni
Duyun dostlar, sevdiğim vurdu beni ve kanlar içinde bıraktı
Ölümümü beklemeden, hiç tanışmadığımız günlere döndü
Ve öldüm.
Ölümümün ardından ağıdımı kendim yaktım
Kendim ağladım arş-ı alâya figanımı yolladım
Dirilmez dediğim ruhumun ardından, dua okurken
Küllerimden doğdum yeniden, sevgiliye inatla
Ölümü görmeden gitmişti oysa, bil bunu sevgili
Ben doğdum.
Üç gün sürdü ölümüm, üç gün cesettim sadece
Üç gün ağladım kendime, üç gün, gün boyu öldüm
Hasret kaldığım yüzü de, gözü de, teni de sildim
Ne senden bana sen kaldı sevgili, ne de ben
Bitmişliğim vardı, kabirsiz cesettim sadece
Bugün güneşin doğuşunu seyre daldım
Güneş gibi doğdum sevgili
Ve sen öldün.
« Önceki - Sonraki »