Kadınlar ve Son Söz
17/2/2008 -Kategori: Felsefe
Vatan Gazetesinde okudum. Sn. Mehmet Tezkan'ın yazısı. Kendi kitaplığından gözüne çarpan Haliksay (evvel zaman içinde Kızılderili Hikayeleri kitabın adı. Okuyup etkilendiği bu öyküyü yazmış köşesine. Bende çok etkilendim bu öyküden. "keşke ilk kadın son sözü söylemeye dair bu kadar hevesli olmasaydı" kaybettiklerimiz 4 gün sonra yine bizimle olsaydı" diyorum..
Dünyaya dönmesini istediğim bir çok insan var ama bunlar içinde bir tanesi varki Ahh Alf . Artık sadece rüyama giriyor.
Ölümün doğuşu..
Dünyanın yeni kurulduğu zamanlardı. İlk Adam ile İlk Kadın yürüyordu. “Her şeyin nasıl olacağına karar verelim” dedi Adam.
“Olur” dedi Kadın, “Nasıl yapacağız bu işi.”
“Evet” diye devam etti Adam “Bu benim fikrim olduğuna göre her şeyde ilk sözü ben söyleyeceğim.”
“Kabul” dedi Kadın “Ben de son sözü söyleyecek olursam kabul.”
“Tamam” dedi Adam.. Yürümeye devam ettiler.. Adam neden sonra konuştu:
“Avlanma üzerine düşünüyordum. Erkekler avcı olacak. Ne zaman bir hayvan vurmak isteseler çağıracaklar, o hayvan gelecek.”
“Erkeklerin avcı olması konusunda seninle aynı fikirdeyim” diye cevap verdi Kadın: “Fakat onlar çağırıldıkları zaman gelirse hayat insanlar için pek kolay olur. O kadar kolay hayat iyi değildir. Hayvanlar insanları gördüğü zaman kaçmalı. Onları arayıp bulmak, yakalayıp vurmak erkekler için zor olmalı. Böylece insanoğlu zeki ve kuvvetli olur.”
“Son söz sana ait” deyip kabul etti Adam yürümeye devam ettiler..
Bir süre sonra Adam yine söze başladı:
“İnsanlar nasıl görünmeli, neye benzemeli diye düşünüyordum. Onların başlarının bir tarafında görmek için gözleri olmalı. Diğer tarafta da yemek ve konuşmak için ağızları olmalı. Ağızları bir aşağıya bir yukarıya gidip gelmeli. İki ellerinde onar parmak olmalı.”
“İnsanların başlarında ağız ve göz olmasını ben de doğru buluyorum” dedi Kadın:
“Fakat ağız ve gözler başın bir yüzüne yerleşmeli. Onların gözleri yüzlerinin üst kısmında olmalı, ağızları ise alt kısımda. Böylece ağız ve gözleri karşılıklı yerleşmiş olur, daha rahat kullanılır. Evet ellerinde parmakları olmalı ama her elde on parmak onları beceriksiz yapar. Her ele beş parmak vermek daha uygun olacaktır.”
“Son söz sana ait” deyip kabul etti Adam..
Sonra ırmak boyunda yürümeye başladılar.
“Hayat ve ölüm üzerine karar verelim” dedi Adam. “Bak şöyle yapacağım. Bu bufalo derisini ırmağa atacağım. Eğer suyun üzerinde yüzerse insanlar öldükten dört gün sonra tekrar hayata dönecek ve ebediyen yaşayacaklar.”
Adam deri parçasını ırmağa attı. Dikkatle baktılar. Kuru deri suyun üzerine yükseldi ve yüzmeye başladı.
“Hayat ve ölüm üzerine bu yolla karar vermeyi doğru buluyorum” dedi Kadın: “Fakat bu iş için bufalo derisi kullanmamız yanlış olacak. Onun yerine şu taşı atacağım suya. Eğer yüzerse insanlar öldükten dört gün sonra hayata dönüp ebediyen yaşayacak. Eğer taş batarsa, insanoğlu öldükten sonra bir daha hayata dönemeyecek.”
Kadın taşı suya fırlattı. Taş bir anda dibe battı.
“Doğrusu bu” dedi Kadın; “Eğer insanlar ölümsüz olurlarsa yeryüzü çok kalabalıklaşır. Herkese yetecek kadar yer ve yiyecek bulunamaz. Ölüm insanların birbiri için üzülmelerini sağlar. Bu da çok önemlidir. Böylece dünya üzerinde sevgi olacaktır.”
Adam hiçbir şey söylemedi.
Zaman geçti Kadın’ın bir çocuğu oldu. Kadın ve Adam çocuğu çok sevdiler. Mutluluklarına diyecek yoktu. Ama bir gün çocuk hastalandı. Çok geçmeden öldü. Kadın, Adam’ın yanına gitti:
“Ölüm üzerine kararımızı yeniden verelim.”
Adam başını salladı iki yanına.
“Hayır” dedi, “Son söz sana aitti ve sen onu söyledin.”
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Huzur, Barış, Mutluluk Adına
31/3/2007 -Kategori: Felsefe
Bu hafta Kutlu doğum Haftası!. Biz Müslümanların Sevgili Peygamberi Hz. Muhammed Mustafa Hz.lerinin doğum haftası. Herkese kutlu olsun. Dünyamıza barış, mutluluk ve huzur dolsun
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
33 ADIMDA HAYATINIZI RENKLENDİRİN
29/3/2007 -Kategori: Felsefe
Birden her şey çok kötü gitmeye başlar ve artık hayatınızı güzelleştirmek için çözüm bulmakta zorlandığınızı hissedersiniz. Ama endişelenmeyin. İngiliz Observer gazetesinin uzmanlara hazırlattığı reçete, sevgilinizle ilişkinizden iş hayatınıza kadar pek çok konuda renkli ve uygulanabilir çözümler sunuyor...
İlişkiler
1. Düzenli ve tutkulu bir ilişki yürütmenin en iyi yolu dönem dönem hiçbir şey yapmamaktır. Kimse birbirine acı vermeden, biraz ilişkiden uzaklaşın.
2. Uzmanların "paradoksal problem çözümü" adını verdiği yöntemi uygulayın. Örneğin, cinsel sorunlarınızı gidip bir danışmanla görüşmek yerine önce yatağınızın yerini değiştirin.
3. Evli çiftler konusunda uzman John Gottman´a kulak verin. Araştırmasına katılan çiftlerden hangilerinin üç yıl içinde boşanacağını yüzde 94´lük doğruluk payıyla bilen Gottman´a göre, kadınlar kocalarının söylediği sözlere 15 dakikalık periyotlar içinde dört ya da beş kez sinirleniyorsa, bu çiftin en geç dört yıl içinde boşanacağı anlamına geliyor.
4. Yine Gottman´a göre, eğer sevgilinizle tartışarak geçirdiğiniz vakit, onunla sorunsuz, mutlu geçirdiğiniz vaktin sadece yedide biri kadar ise, ilişkiniz iyi gidiyor demektir. Eğer sorunlarınızın yüzde altmışı "çözülemez" türdense meraklanmayın, normalsiniz.
Kültür
5. Televizyonunuzu atın! Saçma gelebilir ama eğer ömrünüzün bir yılını televizyondan uzak geçirirseniz, kendinizi çok daha iyi hissedeceksiniz. Böylece sinemaya, tiyatroya gitmek için de bol vakit bulabilirsiniz.
6. Hayatta olup bitenleri takip etmek için dünyanın dört bir yanında çıkan gazeteleri, dergileri İnternetten okuyun.
7. En az beş tane caz albümü alın. İste size küçük öneriler: Miler Davis´in "Kine of Blum," John Coltrane´in "A Lome Suareme" ya da Duke Ellington´in bir albümü.
8. Bestseller´lardan nefret etseniz de, en kısa zamanda Tolkien ile tanışın. "Yüzüklerin Efendisi" filmi geldiğinde, en azından bu konuda söyleyecek sözünüz olur.
İş
9. Kariyer seçiminizi yaparken "kapasite"niz kadar sizin için "uygun" olup olmadığını göz önünde bulundurun. En önemli on kişisel özelliğinizin listesini yapın ve sizin için neyin önemli olduğuna karar verin.
10. Zeki bir çalışkan olun. Önemli olan nasıl "çok çalıştığınız" değil, nasıl "çalıştığınız"dır. Temel ipucu: Her ne kadar güç patronunuzda olsa da, ofisteki diğer çalışanları da etkilemeye çalısın.
11. Değişikliklerden korkmayın. İş yaşamındaki değişiklikler bir dönem her şeyin yerli yerine oturması için kendinize vakit tanımanız anlamına gelir.
12. "Esnek" olun. Günümüz iş dünyası çok yönlü hizmet verebilen, birçok konuda uzmanlaşmış elemana ihtiyaç duyuyor.
Oyun
13. Arada bir de olsa spontane davranın. Eğer bir ünlüye çok uzun zamandır hayransanız, hemen ona bir e-mail gönderin. Hoşlandığınız kişiyi ilk gördüğünüz anda ona duygularınızdan bahsedin. İçinizden
mırıldandığınız şarkıyı yüksek sesle söylemeye başlayın.
14. Güzel bir şey yapın. Zahmetli ama lezzetli bir yemek, sevdiğiniz biri için bir kartpostal, kişisel İnternet sitesi... Bunlar kendinizi iyi hissettirecektir.
15. Tutkularınızı paylaşabileceğiniz insanlar bulun. Beraber saatlerce bilgisayar oyunu oynayacağınız, spor yapacağınız, satranç oynayacağınız birileri hayatınızı renklendirecektir.
Sağlık
16. Gülün. Gülmek sadece stresinizi yenmenizi sağlamakla kalmaz, kalbinizi de korur. Amerikalı ilim adamları çok gülen insanların kalp hastalıklarına karşı daha dayanıklı olduğunu söylüyor.
17. Sigarayı bırakın. Herhangi bir sağlık sorunundan muzdaripseniz, öncelikle yapmanız gereken yine sigarayı bırakmaktır. Kararlı olun.
18. Yanınızda her zaman aspirin bulundurun. Sadece baş ağrısını geçirmez, zamanı gelince hayatınızı da kurtarır. İngiliz Kalp Vakfı’nın Araştırmasına göre, kalp krizi geçiren birine verilen aspirin ölüm riskini büyük ölçüde azaltıyor.
19 Korunun. Cinsel ilişki yoluyla bulaşan hastalıklar gün geçtikçe artıyor.
Mutluluk
20. Yeni yılda olumlu düşünme gücünüzü devreye sokun. Her gün, sizi neyin rahatsız ettiğini düşünün ve o konuda çözüm üretmeye çalısın.
21. Üstünüzdeki giysiye şöyle bir bakın: Çevrenize nasıl bir mesaj veriyorsunuz? Giysilerinizde ne kadar açık renkler tercih ederseniz başkalarının enerjisini de o kadar itersiniz. Bu yüzden doktorlar beyaz giyer. Koyu renkleri tercih ederseniz, daha fazla enerji çekersiniz üstünüze ve otoriter bir havanız olur; bu yüzden polis üniformaları koyu renktir. Toplum içindeki konumunuza uygun renkte elbiseler giyin; aralara ruhunuzu ortaya çıkaracak renkler katmaktan çekinmeyin.
22. Kalp egzersizi yapın: İnsanları sevin!
23. Bütün konsantrasyonunuzu beyninizin merkezine, yani gözlerinizin tam ortasına yoğunlaştırın: Ruhun gerçek yuvasına. Bu egzersiz yoga felsefesine göre ruhsal ölümsüzlük anlamına gelen, "üçüncü öz"ünümü açacak.
Beslenme
24. Kalori hesaplarını bir kenara bırakın. Eğer kilonuzun fazla olduğuna inanıyorsanız, aşırıya kaçtığınız noktalarda kendinizi tutmaya çalısın.
25. Bir meyve sıkma makinesi alın ve uzmanlara kulak vererek haftada üç kez "kullanın!"
26. Saat başı bir bardak su için. Bu sık sık tuvalete gitme ihtiyacına yol açacak olsa da, yarım litre su enerjinize yüzde 20 enerji katar.
27. Bu seneyi "iyi uyuma yılı" seçin: Gün ortasından sonra kafeinli içeceklerden uzak durun, alkol almayın, bedeniniz iflas etmeden yatağa girin.
Zayıflama
28. Spor yaparken bulunduğunuz ortamın aromalı olmasına özen gösterin. Şaka değil; New York´ta yapılan bir araştırmaya göre, spor yaptığınız ortam nane kokuyorsa enerjiniz artıyor ve daha az zorlanıyorsunuz.
29 "48 saat kuralı"nı aklınızdan çıkarmayın. Her gün spor yapmak çok da doğru değil bazı uzmanlara göre. Ama eğer her spor seansı arasında 48 saatten fazla vakit bırakırsanız da zorlanma ihtimaliniz var.
30. Egzersiz yapmak istiyorsanız, açık havayı tercih edin diyor uzmanlar. Amerikan Egzersiz Merkezi (ACE) bu yılın en büyük spor trendinin açık havada verilecek egzersiz dersleri olacağını açıkladı.
Para
31. Ailenizi "finans gurksu" olarak görmeyin. Son araştırmalar, insanların yüzde 40´ının parayla ilgili sorunu olduğunda ailelerine danıştığını ortaya çıkardı. Ama uzmanlar bu yaklaşımın yanlış olduğu görüsünde; tabii eğer 20 yıl öncesinin önerilerini dinleme arzusunda değilseniz.
32. Eğer para konusunda eşinizle ortak hareket ediyorsanız, görüşmelere mutlaka birlikte gidin. Çünkü kadınlar can alıcı sorular sorma konusunda erkeklerden daha yetenekli.
33. İyi para kazanmak istiyorsanız, kariyerinizi seçerken özen gösterin. Warwick Üniversitesi´nin yaptığı bir araştırmaya göre hukuk ve politika eğitimi görenler ziraat fakültelerinden mezun olanlardan
yüzde 50 daha az kazanıyor.
Hiçbir şey için "BENİMDİR" deme! Sadece deki: "YANIMDADIR!" Çünkü ne "ALTIN" ne "TOPRAK" ne "YAŞAM" ne "ÖLÜM" ne "SEVGİLİ" ne de "KEDER" daima SENİN KALMAZ!!!
Yorum (1) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Test Edin » Hadi bakalım görelim IQ larımızı !!!
29/3/2007 -Kategori: Felsefe
Test Edin » Hadi bakalım görelim IQ larımızı !!!
Aşağıdaki soruları tam 1 dakika içinde yanıtlamaya çalışın.bir kağıt kalem alın ve cevaplarınızı not edin , ve her soruya bir defa bakmaya çalışın oldukça ilginç ve güzel bir zeka testi...
Sadece biraz dikkat, hepsini çözeceğinize eminim.
1. Bazı aylar 30, bazıları 31 çeker; kaç ayda 28 gün vardır?
2. Doktorunuz size 3 hap verir ve bunları yarımşar saat arayla
almanızı tavsiye ederse, ilaçların tamamını bitirmeniz ne kadar sürer?
3. Gece saat sekizde yatıyorum ve yatarken guguklu saatimi sabah dokuza kuruyorum kaç saat uyurum?
4. 30´ u yarıma bölüp 10 eklediniz, kaç etti?
5. Bir çiftçinin 17 koyunu vardı. Sürüde salgın hastalık oldu, dokuzu ağır hastalandı, diğerleri öldü. Çiftçinin kaç koyunu var?
6. Sadece bir tek kibritiniz var, içinde bir gaz lambası, bir gaz sobası, ve birde mum bulunan karanlık ve soğuk bir odaya girdiniz... Önce hangisini yakarsınız?
7. Adamin biri dikdörtgen biçiminde ve her cephesi güney manzaralı bir ev inşa ediyor. Evi kocaman bir ayı ziyaret ederse bu ayı ne renk olur?
8. 3 elma vardı ikisini aldim. kaç elmam var?
9. Musa gemisine her hayvandan kaçar adet aldı?
10. Chicago´ dan hareket eden 43 yolculu bir otobüs kullanıyorsunuz. Pittsburgh´ da 7 yolcu binip, 5 yolcu indi. Cleveland´ da 8 yolcu indi, 6 yolcu tuvalete gidip geldi ve 4 yeni yolcu bindi. 20 saat sonra Philadelphia´ ya vardığınızda şöforün adı neydi?
Tebrikler bitirdiniz. şimdi kontrol edin
şimdi cevaplar...
1. Hepsinde, tüm aylarda 28 gün vardır.
2. Bir saat
3. Guguklu saatler gecegündüz ayrımı yapmadığı için 1saat.
4. 70 eder, yarıma bölmek 2 ile çarpmak demektir.
5. 9 canlı koyun
6. Kibriti
7. Ayı beyaz olur. Evin her cephesi güneye baktığına göre bina kuzey kutbundadır.
8. 2 elma
9. Sıfır, gemisine hayvan alan Nuh idi.
10. Şoför sizdiniz.
Değerlendirme:
10 doğru : Einstein seviyesi
9 doğru : Toplumla uyuşamayan psikolojik vaka
8 doğru : Mühendis
7 doğru : Üniversite öğrencisi
6 doğru : Lise öğrencisi
5 doğru : ilkokul öğrencisi
4 doğru : ilkokul öğretmeni
3 doğru : Lise öğretmeni
2 doğru : Üniversite Profesörü
1 doğru : Milletvekili
0 doğru : Vatandaş
Kaynak: Türk Yaşam
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Başarı Yazıları » Onarmaya Çalişmak mı, Yıkıp Yeniden Başlamak
29/3/2007 -Kategori: Felsefe
Kumdan bir kale düşünün. Çevresine güzel su kanalları yapmış, hendekler kazmışsınız.
Yalnız öyle bir yere inşa etmişsiniz ki kalenizi, dalgalar güçlendikçe önce su kanalları doluyor, sonra heybetli surlarınız tuzlu suyun ellerinde giderek erimeye başlıyor.
Sizse elinizde küçük plastik kovanız, sahilden topladığınız kuru kumlarla surları onarmaya çalışıyorsunuz. Yaptığınız yamalar, bir sonraki dalganın darbesiyle çirkin şekiller almaya başlıyor.
Küçük plastik kovanızla habire koşturup duruyorsunuz. Kan, ter ve panik içinde!..
O kadar odaklanmışsınız ki "onarmaya", bu yıkımın artık sizin kontrolünüzde olmadığını göremiyorsunuz.
Oysa bir dursanız, durup da yukarıdan baksanız kaleye, çamur haline gelmiş surlara ve dalgalara; onarmaya harcadığınız sürede yepyeni bir kale inşa edebileceğini göreceksiniz. Denizin biraz ötesinde, yeni bir başlangıç yapabileceksiniz.
Yaşam da birçoğumuz için böyle geçip gidiyor.
Katlanamadığımız bir işimiz, sevmediğimiz bir çalışma ortamımız ya da gururumuzu inciten bir yöneticimiz oluyor bazen.
"Alışmaya" çalışıyoruz. İncinen yerlerimize her gün küçük yamalar dikiyoruz.
Ertesi gün sökülüyor yamalarımız, yara bere içinde, delik deşik, yorgun argın dönüyoruz evlerimize. "İşimi sevmiyorum ama dayanmak zorundayım!" diyoruz. Her şeyi bırakıp düşlerimizin peşinden gitmek, bir lüksmüş, şımarıklıkmış gibi görünüyor gözümüze. Öyle ki utanıyoruz da bazen, gitme düşlerimizden!
Parasal anlamda risk alalım ya da almayalım; "Çevrem ne der? Yıllardır çalışıp aldığım teriflerim ne olur?" kaygılarımız, hırslarımızdan ve profesyonel (!) değerlerimizden vazgeçemeyişimiz ve daha birçok neden bile bizi yeni başlangıçlardan alıkoyabiliyor.
Aynı durum ilişkiler için de, bitmiş ama süregelen evlilikler için de, hani o hep gidip yerleşmek istediğimiz huzur dolu sahil kasabası için de geçerli; değil mi?
Bazen bir şeyi onarmak için, önce tamamen yıkmak gerekmez mi?
Hayatınızdaki bazı kumdan kaleler, denize karışmayı çoktan hak etmedi mi?
Kaynak: Bilinmiyor